12 Kasım 2012 Pazartesi
Ahşap Zıpkın Wooden Speargun
Son 1,5 - 2 aydan beri tüm hafta sonlarında araştırma,geliştirme ve uygulaması ile uğraştığım el yapımım olan Ahşap Zıpkınımı sonunda bitirdim.
Avuç içlerim ıskarpela,törpü ve zımparalardan dolayı tırtık tırtık oldu bu süreçte.
Her ayrıntısına özen gösterdiğim için çok hoş bir zıpkın çıktı ortaya.
Teknik özellikleri şu şekilde :
98'lik bir zıpkındır.
5 parça Myanmar Teak ağacı birleşiminden elde edildi ana gövde.
Su yönlerinin tersine yapıştırdım,asla dönme problemi olmayacaktır.
Tutkal deniz tutkalı.
Teak, su geçirmeyen ve suyu adeta iten bir ağaçtır.Antalya'da bulmakta biraz zorlandım.
Gövdeye son şeklini verdikten sonra su zımparasından geçirip,10 gün boyunca her gün bir kat içine işleyecek şekilde Keten tohumu yağı uyguladım ahşaba.
Böylece su geçirmezliği garanti altına alındı ve ağacın nefes alıp vermesi ve mat ipek görünümü muhafaza edildi.Ben verniği çok sevmiyorum ağaçta,doğallığını biraz azaltıyor gibi geliyor bana.Bu yüzden yağlamayı tercih ediyorum.
Bu yağ sayesinde ağaç gerçek doğal rengine kavuştu aynı zamanda.
Üzerinde 135 cm ve 6,5 mm O.M.E.R. marka gül diken şiş bulunmakta.
Makara Mitos XX one , komple krom.
Tetik mekanizması alttan ip bırakmalı Yakayasub krom mekanizma.
Lastik : Blue 19 mm , boğma ip palamutlu.
30 mt. ip bulunmakta makarada.
Tüm vidaların altındaki ahşapta mini dübel bulunmakta.
Kabze,makara birleşimi ve arka dayamada gövde rengine uyumlu bal rengi kauçuk kullandım.
Tetik altını özellikle kapatmadım ki ; Avdan sonra kolay yıkayıp yağlayabileyim.
Sephiye dengesi için 2 adet kurşun eritip döktüm alt ön kısma ve kabze altına.
Son ayarlamadan sonra iki adet daha ekledim.
İsabet sınama imkanı da oldu denge ayarlaması dalışında, ikide iki isabet oranı ile benden tam not aldı bu piton.
Havya ile model ismini ve imzamı da gövdeye ekledikten sonra deymeyin keyfime!
Akşam ev halkı tv izleyip kitap okurken ben elime aldığım zıpkınımı okşuyorum günlerdir :)
Yani eşimden utanmasam yanımda da yatırıcam o derece...
Gövde şeklinden dolayı Piton ismini verdim.
Allah kazasız belasız dalışlarda kullanmayı nasip etsin.
(Resimleri daha büyük görebilmek için üzerine tıklayın)
30 Ekim 2012 Salı
15 Ekim 2012 Pazartesi
Kürş-AT
Bu aralar karikatürden başka her şeyle ilgilenir oldum.
At binmek çocukluğumdan beri bir tutkudur bende.
Dedemin atlarını hatırladım dün,
kokusunu bile özlemişim...
Malezya ve Burma Teak ağacından yaptığım tamamen el yapımım olan ahşap zıpkınımı da tamamlamak üzereyim.
Bitirince burada resimlerini paylaşacağım sizlerle,çok zahmetli bir iş.
Fakat o kadar keyif alıyorum ki o ağacı oyup zımparalamaktan,
bitecek diye üzülmeye başladım bile.
11 Ekim 2012 Perşembe
Exlibris
Hakan Arslan arkadaşın blogunda göz gezdirirken benim adıma yapmış olduğu bu Exlibris çalışmasını gördüm.Kendisine çok teşekkür ederim.
İzni ile çalışmasını burada sizlerle paylaşıyorum.
Orjinali için : www.hakkanarslan.blogspot.com
26 Eylül 2012 Çarşamba
20 Eylül 2012 Perşembe
Genetik değişimlerde modern tavuk
Hızla gelişen(!) insanlığımızla birlikte artık her şey asıl halini yitirecek gibi...
İnsanlık insanlıktan çıktı bu ''sadece mekanik gelişme''den dolayı.
Bu mantık dışı çizimin benzerleri aramızda dolaşmaya başladığında bir 100 sene sonra şaşırmayacağız...
(Büyük görmek için resmin üzerine tıklayın.)
13 Eylül 2012 Perşembe
Dünya hali...
Nasreddin Hoca Karikatür Yarışması için göndermiştim bu karikatürümü.
Umalım ki gelecek nesiller daha adilce paylaşılmış bir dünyada daha huzurla yaşasınlar.
(Resmi büyük görmek için damlalara tıklayınız.)
Umalım ki gelecek nesiller daha adilce paylaşılmış bir dünyada daha huzurla yaşasınlar.
(Resmi büyük görmek için damlalara tıklayınız.)
7 Eylül 2012 Cuma
Balık
Geçen akşam yaptığım bir karakalem çalışma.
Balığa çıkamadığımda resmi ile idare ediyorum kendimi.
(Büyük halini görmek için yakalayın:)
Balığa çıkamadığımda resmi ile idare ediyorum kendimi.
(Büyük halini görmek için yakalayın:)
3 Eylül 2012 Pazartesi
Günbatımı Atları ...
Atları çok severim.
Çok vefalıdırlar ve sahibini asla unutmazlar...
Tuval üzeri Akrilik.
ebat : 100 x 120 cm
Çok vefalıdırlar ve sahibini asla unutmazlar...
Tuval üzeri Akrilik.
ebat : 100 x 120 cm
30 Ağustos 2012 Perşembe
Bayramımız kutlu olsun ...
30 Ağustos Zafer bayramımız kutlu olsun.
Bu güzel topraklarda şu anda yaşayabilmemizin yegane sebebi olan ölümsüz kahramanları rahmetle anıyorum.
(Resmi büyük görmek için tarihe dönüp göz atınız)
Bu güzel topraklarda şu anda yaşayabilmemizin yegane sebebi olan ölümsüz kahramanları rahmetle anıyorum.
(Resmi büyük görmek için tarihe dönüp göz atınız)
29 Ağustos 2012 Çarşamba
16 Ağustos 2012 Perşembe
9 Ağustos 2012 Perşembe
18 Hollanda askeri öldürüldü !
18 Hollanda askeri bugün sabah yapılan terör saldırısında hayatını kaybetti!
Dün de 6 askerleri öldürülmüştü...
Son üç ayda ülkede saldırı sonucu hayatını kaybeden asker sayısı 100'ü geçti!
Hollanda ayağa kalktı, tüm halk sokaklarda !
Ne kadar enteresan geliyor değil mi kulağımıza bu olaylar Hollanda da olunca!
Nasıl olur o kadar askerleri öldürülür,yazık değil mi?
Ama tabi bu sadece benim uydurduğum ve olmasını asla istemeyeceğim bir senaryo.
Hollanda da her şey yolunda.
Fakat üstteki senaryo benim yaşadığım ülkede her gün,her sabah,her akşam,her öğleden sonra yaşanmakta !
Her gün askerlerimiz terör saldırısında öldürülmekte!
Ama ne halkta bir kıprtı, ne olağanüstü bir tepki, ne devlette,hükümette bir reaksiyon var!
Her gün bir şehit vermek sıradan hale geldi bizim için,
trafik kazasında ölüyorlarmış gibi farzetmemiz isteniyor sanki !
Ne olacak ki, her gün trafikte bi hatalı sollamada zaten en az 5-6 kişi ölüyor değil mi?!
Her elimize gazete alışımızda içinden asker ölüleri fırlıyor...
Terörü ve kuklalarını lanetliyorum !
Şehitlerimize rahmet,ailelerine sabır ve baş sağlığı dilerim.
( büyük görmek için asker ölüsünün üzerine tıklayın )
Dün de 6 askerleri öldürülmüştü...
Son üç ayda ülkede saldırı sonucu hayatını kaybeden asker sayısı 100'ü geçti!
Hollanda ayağa kalktı, tüm halk sokaklarda !
Ne kadar enteresan geliyor değil mi kulağımıza bu olaylar Hollanda da olunca!
Nasıl olur o kadar askerleri öldürülür,yazık değil mi?
Ama tabi bu sadece benim uydurduğum ve olmasını asla istemeyeceğim bir senaryo.
Hollanda da her şey yolunda.
Fakat üstteki senaryo benim yaşadığım ülkede her gün,her sabah,her akşam,her öğleden sonra yaşanmakta !
Her gün askerlerimiz terör saldırısında öldürülmekte!
Ama ne halkta bir kıprtı, ne olağanüstü bir tepki, ne devlette,hükümette bir reaksiyon var!
Her gün bir şehit vermek sıradan hale geldi bizim için,
trafik kazasında ölüyorlarmış gibi farzetmemiz isteniyor sanki !
Ne olacak ki, her gün trafikte bi hatalı sollamada zaten en az 5-6 kişi ölüyor değil mi?!
Her elimize gazete alışımızda içinden asker ölüleri fırlıyor...
Terörü ve kuklalarını lanetliyorum !
Şehitlerimize rahmet,ailelerine sabır ve baş sağlığı dilerim.
( büyük görmek için asker ölüsünün üzerine tıklayın )
7 Ağustos 2012 Salı
Kıyamet ...
(Fotograf kalitesi çok düşük ancak yine de resmi büyük görebilmek için Denizaltı'nın üzerine tıklayınız.)
1 Ağustos 2012 Çarşamba
Yaradılış ...
2002 yılı resim sergimde yer alan çalışmalarımdan bir tanesi...
İlk canlıların yeryüzüne nasıl indiğini anlatmıştı ben çocukken dedem.
Oradan aklımda kalanları çizmiştim.
80 x 110 cm - tuval üzeri akrilik.
(Büyük görmek için damlanın üstüne tıklayın)
İlk canlıların yeryüzüne nasıl indiğini anlatmıştı ben çocukken dedem.
Oradan aklımda kalanları çizmiştim.
80 x 110 cm - tuval üzeri akrilik.
(Büyük görmek için damlanın üstüne tıklayın)
23 Temmuz 2012 Pazartesi
Nene ocağı ziyareti ...
Çocukluğumdan beri her fırsatını bulduğumda kendimi atarım Iğdır'a..
Dede ocağımızdır!
Sinir, stres ve yaşam koşuşturmacamıza karşı daima orada duran kaledir benim için.
Bu sebepten her zaman sevinerek gider, üzülerek dönerim.
Bu sene yıllık iznimin tamamını orada geçirdim,çok güzeldi.
Bu süre zarfında karikatürden de epey uzak kaldım,
Ne çizdim, ne düşündüm... özlemişim.
Bir kaç kare ile sonlandırayım bu paylaşımımı.
Biricik babaannem...Son 20 yıldan beri her seferinde ''Belki bu son görüşüm sizi,biraz daha kalın'' der gittiğimizde.Dönüşümüze de en çok o içerler...
Karakurt derelerinden su içmeden geçmedim hiç.
Iğdır'dan uzak bir yere pikniğe gittik.Dağlık bir yerdi,adı Hamurkesen.
Gitmişken tırmandık gördüğümüz her tepeye.
Uçan dağcı Sadık'ın objektifinden Cafer, ben ve Erdinç...
Dede ocağımızdır!
Sinir, stres ve yaşam koşuşturmacamıza karşı daima orada duran kaledir benim için.
Bu sebepten her zaman sevinerek gider, üzülerek dönerim.
Bu sene yıllık iznimin tamamını orada geçirdim,çok güzeldi.
Bu süre zarfında karikatürden de epey uzak kaldım,
Ne çizdim, ne düşündüm... özlemişim.
Bir kaç kare ile sonlandırayım bu paylaşımımı.
Biricik babaannem...Son 20 yıldan beri her seferinde ''Belki bu son görüşüm sizi,biraz daha kalın'' der gittiğimizde.Dönüşümüze de en çok o içerler...
Karakurt derelerinden su içmeden geçmedim hiç.
Iğdır'dan uzak bir yere pikniğe gittik.Dağlık bir yerdi,adı Hamurkesen.
Gitmişken tırmandık gördüğümüz her tepeye.
Uçan dağcı Sadık'ın objektifinden Cafer, ben ve Erdinç...
Gerze Hacıkadı Horozu
Uzun bir yıllık iznin ardından bugün tekrar işe başladım.
Darısı önümüzdeki yıllara...
Sinop'ta düzenlenen Gerze Hacıkadı Horozu ile ilgili karikatür yarışması da sonuçlanmış bu arada.
Altta jüri Özel Ödülünü kazanan benim horoz.
Darısı önümüzdeki yıllara...
Sinop'ta düzenlenen Gerze Hacıkadı Horozu ile ilgili karikatür yarışması da sonuçlanmış bu arada.
Altta jüri Özel Ödülünü kazanan benim horoz.
3 Temmuz 2012 Salı
Zeugma & Kürşat Zaman - Röportaj
Değerli blogger sevgili Zeugma'nın benimle karikatür üzerine yaptığı röportajıdır.
Nazik daveti için kendisine teşekkür ederim.
Kürşat Bey hoşgeldiniz.
> Merhabalar sevgili Zeugma.
-Sizin için ''Ödüle Doymayan Karikatürist'' desek yanlış bir tanımlama yapmış olmayız sanırım. Sevgili eşiniz ve cici kızınızla birlite Antalya'da yaşadığınızı biliyoruz. Sizi, sizin cümlelerinizle tanıyalım mı biraz?
> Her şeyden önce ödüle doymayan değil de ; Karikatür çizmeyi çok çok seven bir karikatürcüyüm diyelim.
Sanırım bu daha doğru bir tanımlama olur kendi adıma.
1974 yılında Antalya'da doğdum , o tarihten beri arada farklı kesitler olsa da, daimi olarak Antalya'da yaşamaktayım.
İlkokul,ortaokul ve lise'yi burada tamamladım.
1997'de Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, İç Mimarlık bölümünden mezun oldum.
Bir kaç sene İstanbul'da çalıştıktan sonra, doğa aşığı birisi olduğum için, yoğun kent yaşamına daha fazla dayanamayıp kendimi
tekrar Antalya'ya attım.
Sonra araya 1,5 yıl komandoluk girdi.
Askerlik dönüşü Antalya'da bir şirkette tasarımcı olarak çalışmaya başladım ve halen o şirkette iş hayatımı sürdürmekteyim. Bu yıl orada 10. yılım olacak.
Hafta içlerinde yoğun bir iş temposu yaşıyorum.
Hafta sonları ise genellikle küçük kızımla ve eşimle vakit geçiriyorum.Evcimen bir yapım var diyebilirim,zorlanmadıkça evden kolay çıkmayanlardanım:)
Karikatür hayatımı işte bu evden çıkarılamadığım günlerde evin bodrumundaki atölyemde sürdürüyorum.
Oturup çizmem gerekirken çıkıp gezmek beni rahatsız eder ,sağolsun eşim bu konuya daima özen göstermiş,bana destek olmuştur.
Bunun dışında halısaha maçlarım, kamp ve zıpkın dalışları ekleniyor bu iki güne.
Ortalama bu düzende yaşıyorum.
-Klasik bir soru olacak ama bence gerekli. Çünkü en başta kendim merak ediyorum. Karikatüre olan yeteneğinizin keşfedilmesi hangi yaş civarında ve nasıl gerçekleşti? Bu müthiş yeteneği ilk farkeden kişi kimdi?
>Kendimi bildim bileli resim çizerim.
Karma resim sergilerinde çok yer almama rağmen, 2002 yılında İstanbul TEKEL Sanat Galerisi'nde ilk kişisel Resim sergimi gerçekleştirdim.
O esnada sergiye gelen izleyicilerden,resimlerimin ''karikatür tadında'' olduğu görüşlerini aldım sık sık.
Tam da o günlerde oldukça yaşlı bir beyefendi gelmişti sergi salonuna. Hiç bir şey konuşmadan 1,5 saat tüm resimleri inceledi ve son resimden sonra ''Evladım sen Kafkasyalımısın?''dedi.
Ben de evet köklerim oraya dayanıyor dedim.
O beyefendi ; ''Senin resimlerin tablolaştırılmış çok büyük karikatürler evladım! '' demişti bana.
Sanırım bu yönümü keşfeden ilk insan olarak Doğan bey'i söyleyebilirim rahatlıkla.
Bahsi açılmışken belirteyim,o yaşlı,oldukça zayıf ve bir kung-fu ustası görünümlü Doğan bey Kemik Bilimi Uzmanı'ymış.
Göz ve şakak kemiklerimden anladığını söyledi kökenleri. Keşke tekrar karşılaşabilsek.
O'nun da bu vesile ile kulaklarını çınlatmış olduk :)
-Kasıtlı biçimde eciş bücüş çizilerek güldürmeyi amaçlayan türün dışındasınız.
Benimsediğiniz tarz; güldürmekten ziyade yaşama dair kalıcı mesajlar veriyor. Bu türün bir adı var mı?
>Evet, yazılı gülmece karikatürden ziyade bu tarzda çizmeyi tercih ediyorum.
Bu tür ''Yazısız Karikatür'' olarak geçiyor genel olarak.
Bu işin gülmece tarafını çok güzel şekilde çizen ustalarımız var zaten.Onlar bu sanatı en güzel şekilde sunuyorlar.
Fakat ben biraz yapım gereği olsa gerek ; Daha üzüntülü olayları, daha hicveden, daha iç burkan, görmezden geldiğimiz, hüzünlendiren, biraz daha karamsar
karikatürler çizmeyi seviyorum.Yani aslında biraz yarayı deşmek te denilebilir buna.
Bu çizimlerde kendimi akıp giden hayatın daha bir parçası gibi hissediyorum.
Karikatürlerimle yaşamın rotasına minimal katkılarda bulunarak, kendimi gezegenimize daha bir ortak hale getirmeyi amaçlıyorum.
İnsan-doğa, insan-hayvan ve insan-insan karşılaşmalarını sıkça işlerim çizimlerimde bu yüzden.
-Karikatür üslubunuzla ilgili dünyadan ya da Türkiye'den benimsediğiniz ya da etkisinde kaldığınız isimler kimler?
>Türkiye'de bir çok usta isim var çocukluğumdan beri ve halen eserlerini zevkle takip ettiğim,ilham aldığım!
Biraz politik olacak ancak, İsim verip , diğer adı o an aklıma gelmeyen ustalarımın hakkını da yemiş olmayayım.
Bizler Nasreddin Hoca'nın torunlarıyız...
Yurt dışından kendime yakın bulup beğendiğim isimler olarak ise ; Mikhail Zlatovski ve Vladimir Kazanevsky'yi gösterebilirim.
Çizimlerinizi yaparken belirli bir programınız var mı? Örneğin haftada 1 gün ayırmak gibi. Yoksa tıpkı şiir yazmak gibi ilhamla gelen, zamanı ve saati olmayan bir şey mi bu?
>Düşünce aşamasında herhangi bir planlama ya da sınırlamam yok, ansızın aklıma gelebiliyor.Yürürken,uyurken,yemek yerken...Şiir gibi.
Tabi planlı olarak düşündüğüm bir zaman dilimini de ayırıyorum kendime.
Eskizlerle düşünüyorum bu aşamada.
Fakat ''asıl çizim'' aşaması mutlaka Cumartesi ve Pazar günleri olmak zorunda.
Hafta içi güzel bir fikir bulduysam eğer, haftasonunu iple çekiyorum düşünceyi kağıda dökmek için.
-Çizdiğiniz bir karikatür ortalama ne kadar sürede biter?
>İstisnai durumlar dışında sabah 7-8 gibi başlar, akşamüstü bitiririm.
Aralarda ise sadece yemek molası.
-Karikatürlerinizdeki ince mizah yaşamın ta kendisi. Gördüklerinizin, duyumsadıklarınızın izdüşümü. Bunları kağıda aktarırken nasıl bir prosedür izliyorsunuz?
Düşünce aşamasından sonra, eskiz defterime bakış açılarına dair çalışmalar yapıyorum.
Hangi açıdan daha etkili görünür'ü bulabilmek için bolca kurşunkalem eskizleri yapıyorum.
İstediğim bakışı yakladıktan sonra ise çizip, renklendirip, taramasını yapıp , imzamı atıp çalışmayı bitiriyorum.
Ne çiziyorsam ruh halim ona dönüşüyor, gergin bir konu çizdiğimde bir farkediyorum ki boynumu,bacaklarımı kasmışım.
-Çizim esnasında objeleri tamamen kafadan mı çiziyorsunuz yoksa tıpkı bir ressam gibi bakarak çizdikleriniz de oluyor mu?
Çok büyük oranda hep imgesel, hayalden çalışırım.
Aslında işin en güzel yanı da bu, istediğiniz gibi karalayabilir,
hayalgücünüz neyi isterse onu çizebilir, dilediğinizce uçabilirsiniz.
Bununla birlikte örneğin bir ''el'' çizmem gerekiyorsa da kendi elime bakarak çizerim.
Çizimlerimdeki tüm model eller kendi elimdir .
-Sizce karikatür; yaşama karşı bir bakış açısıdır. İtiraz biçimi ya da bir karşı duruş halidir. Yanlış mı düşünüyorum?
>Tamamen doğru !
Karikatür zaten doğası gereği muhalif bir sanattır.Öyle olunca güzeldir.
Yaşamın daha güzel seyretmesine katkıda bulunur.
Çünkü güçler dengesinde genelde hep zayıftan yana olup, düzenin adilce işlemesi yönünde üstüne düşen görevi yerine getirir.
Genel itibariyle ''baskın güçlüler pek hoşlanmazlar bu sanat dalından.''
Çünkü ; Kendileri için oturdukları koltukta bir fındık tanesidir karikatür , rahat vermez onlara bir türlü.
- Eğitimini aldığınız iç mimarlık mesleğini seçerken çizimlerinizin etkisi oldu mu?
>Muhakkak oldu.
Zaten özel yetenek sınavı ile girdiğimiz için bu bölüme, çok katkısı oldu diyebilirim.
Fakat aldığım iç mimarlık eğitimimin de karikatür çizimime çok artıları oldu.
Renk-ışık , proporsiyon ve perspektif konularında özellikle.
-Sizi niteleyebilecek en iyi kelime nedir?
>Bir kelime beni çok zorlayacak.
İyi ve Kötü yönlerimle bir kaç kelimede kendimi tanımlamaya çalışırsam şunları söyleyebilirim ;
Alçak gönüllü, Duygusal, Sporcu, Avcı, Agresif, Kinci, Sivri dilli , Merhametli ve Dürüst ...
(Tabi bunları başkasından duymak daha gerçekçi olur :)
- Değerli zamanınızı ayırıp sorularımı yanıtladığınız için çok teşekkür ederim.
>Bu güzel sohbet için asıl ben teşekkürederim sevgili Zeugma.
-Rica ederim.Sorularıma içtenlikle verdiğiniz cevaplar için asıl ben teşekkürederim.
Sizin gibi değerli bir sanatçıyı konuk etmek benim için hem çok keyifli hem de onur vericiydi.
Röportajın orjinal metnini
http://anfaengerwriter.blogspot.com/2012/06/karikaturist-kursat-zaman-ile-roportaj.html
adresinden izleyebilirsiniz.
Nazik daveti için kendisine teşekkür ederim.
Kürşat Bey hoşgeldiniz.
> Merhabalar sevgili Zeugma.
-Sizin için ''Ödüle Doymayan Karikatürist'' desek yanlış bir tanımlama yapmış olmayız sanırım. Sevgili eşiniz ve cici kızınızla birlite Antalya'da yaşadığınızı biliyoruz. Sizi, sizin cümlelerinizle tanıyalım mı biraz?
> Her şeyden önce ödüle doymayan değil de ; Karikatür çizmeyi çok çok seven bir karikatürcüyüm diyelim.
Sanırım bu daha doğru bir tanımlama olur kendi adıma.
1974 yılında Antalya'da doğdum , o tarihten beri arada farklı kesitler olsa da, daimi olarak Antalya'da yaşamaktayım.
İlkokul,ortaokul ve lise'yi burada tamamladım.
1997'de Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, İç Mimarlık bölümünden mezun oldum.
Bir kaç sene İstanbul'da çalıştıktan sonra, doğa aşığı birisi olduğum için, yoğun kent yaşamına daha fazla dayanamayıp kendimi
tekrar Antalya'ya attım.
Sonra araya 1,5 yıl komandoluk girdi.
Askerlik dönüşü Antalya'da bir şirkette tasarımcı olarak çalışmaya başladım ve halen o şirkette iş hayatımı sürdürmekteyim. Bu yıl orada 10. yılım olacak.
Hafta içlerinde yoğun bir iş temposu yaşıyorum.
Hafta sonları ise genellikle küçük kızımla ve eşimle vakit geçiriyorum.Evcimen bir yapım var diyebilirim,zorlanmadıkça evden kolay çıkmayanlardanım:)
Karikatür hayatımı işte bu evden çıkarılamadığım günlerde evin bodrumundaki atölyemde sürdürüyorum.
Oturup çizmem gerekirken çıkıp gezmek beni rahatsız eder ,sağolsun eşim bu konuya daima özen göstermiş,bana destek olmuştur.
Bunun dışında halısaha maçlarım, kamp ve zıpkın dalışları ekleniyor bu iki güne.
Ortalama bu düzende yaşıyorum.
-Klasik bir soru olacak ama bence gerekli. Çünkü en başta kendim merak ediyorum. Karikatüre olan yeteneğinizin keşfedilmesi hangi yaş civarında ve nasıl gerçekleşti? Bu müthiş yeteneği ilk farkeden kişi kimdi?
>Kendimi bildim bileli resim çizerim.
Karma resim sergilerinde çok yer almama rağmen, 2002 yılında İstanbul TEKEL Sanat Galerisi'nde ilk kişisel Resim sergimi gerçekleştirdim.
O esnada sergiye gelen izleyicilerden,resimlerimin ''karikatür tadında'' olduğu görüşlerini aldım sık sık.
Tam da o günlerde oldukça yaşlı bir beyefendi gelmişti sergi salonuna. Hiç bir şey konuşmadan 1,5 saat tüm resimleri inceledi ve son resimden sonra ''Evladım sen Kafkasyalımısın?''dedi.
Ben de evet köklerim oraya dayanıyor dedim.
O beyefendi ; ''Senin resimlerin tablolaştırılmış çok büyük karikatürler evladım! '' demişti bana.
Sanırım bu yönümü keşfeden ilk insan olarak Doğan bey'i söyleyebilirim rahatlıkla.
Bahsi açılmışken belirteyim,o yaşlı,oldukça zayıf ve bir kung-fu ustası görünümlü Doğan bey Kemik Bilimi Uzmanı'ymış.
Göz ve şakak kemiklerimden anladığını söyledi kökenleri. Keşke tekrar karşılaşabilsek.
O'nun da bu vesile ile kulaklarını çınlatmış olduk :)
-Kasıtlı biçimde eciş bücüş çizilerek güldürmeyi amaçlayan türün dışındasınız.
Benimsediğiniz tarz; güldürmekten ziyade yaşama dair kalıcı mesajlar veriyor. Bu türün bir adı var mı?
>Evet, yazılı gülmece karikatürden ziyade bu tarzda çizmeyi tercih ediyorum.
Bu tür ''Yazısız Karikatür'' olarak geçiyor genel olarak.
Bu işin gülmece tarafını çok güzel şekilde çizen ustalarımız var zaten.Onlar bu sanatı en güzel şekilde sunuyorlar.
Fakat ben biraz yapım gereği olsa gerek ; Daha üzüntülü olayları, daha hicveden, daha iç burkan, görmezden geldiğimiz, hüzünlendiren, biraz daha karamsar
karikatürler çizmeyi seviyorum.Yani aslında biraz yarayı deşmek te denilebilir buna.
Bu çizimlerde kendimi akıp giden hayatın daha bir parçası gibi hissediyorum.
Karikatürlerimle yaşamın rotasına minimal katkılarda bulunarak, kendimi gezegenimize daha bir ortak hale getirmeyi amaçlıyorum.
İnsan-doğa, insan-hayvan ve insan-insan karşılaşmalarını sıkça işlerim çizimlerimde bu yüzden.
-Karikatür üslubunuzla ilgili dünyadan ya da Türkiye'den benimsediğiniz ya da etkisinde kaldığınız isimler kimler?
>Türkiye'de bir çok usta isim var çocukluğumdan beri ve halen eserlerini zevkle takip ettiğim,ilham aldığım!
Biraz politik olacak ancak, İsim verip , diğer adı o an aklıma gelmeyen ustalarımın hakkını da yemiş olmayayım.
Bizler Nasreddin Hoca'nın torunlarıyız...
Yurt dışından kendime yakın bulup beğendiğim isimler olarak ise ; Mikhail Zlatovski ve Vladimir Kazanevsky'yi gösterebilirim.
Çizimlerinizi yaparken belirli bir programınız var mı? Örneğin haftada 1 gün ayırmak gibi. Yoksa tıpkı şiir yazmak gibi ilhamla gelen, zamanı ve saati olmayan bir şey mi bu?
>Düşünce aşamasında herhangi bir planlama ya da sınırlamam yok, ansızın aklıma gelebiliyor.Yürürken,uyurken,yemek yerken...Şiir gibi.
Tabi planlı olarak düşündüğüm bir zaman dilimini de ayırıyorum kendime.
Eskizlerle düşünüyorum bu aşamada.
Fakat ''asıl çizim'' aşaması mutlaka Cumartesi ve Pazar günleri olmak zorunda.
Hafta içi güzel bir fikir bulduysam eğer, haftasonunu iple çekiyorum düşünceyi kağıda dökmek için.
-Çizdiğiniz bir karikatür ortalama ne kadar sürede biter?
>İstisnai durumlar dışında sabah 7-8 gibi başlar, akşamüstü bitiririm.
Aralarda ise sadece yemek molası.
-Karikatürlerinizdeki ince mizah yaşamın ta kendisi. Gördüklerinizin, duyumsadıklarınızın izdüşümü. Bunları kağıda aktarırken nasıl bir prosedür izliyorsunuz?
Düşünce aşamasından sonra, eskiz defterime bakış açılarına dair çalışmalar yapıyorum.
Hangi açıdan daha etkili görünür'ü bulabilmek için bolca kurşunkalem eskizleri yapıyorum.
İstediğim bakışı yakladıktan sonra ise çizip, renklendirip, taramasını yapıp , imzamı atıp çalışmayı bitiriyorum.
Ne çiziyorsam ruh halim ona dönüşüyor, gergin bir konu çizdiğimde bir farkediyorum ki boynumu,bacaklarımı kasmışım.
-Çizim esnasında objeleri tamamen kafadan mı çiziyorsunuz yoksa tıpkı bir ressam gibi bakarak çizdikleriniz de oluyor mu?
Çok büyük oranda hep imgesel, hayalden çalışırım.
Aslında işin en güzel yanı da bu, istediğiniz gibi karalayabilir,
hayalgücünüz neyi isterse onu çizebilir, dilediğinizce uçabilirsiniz.
Bununla birlikte örneğin bir ''el'' çizmem gerekiyorsa da kendi elime bakarak çizerim.
Çizimlerimdeki tüm model eller kendi elimdir .
-Sizce karikatür; yaşama karşı bir bakış açısıdır. İtiraz biçimi ya da bir karşı duruş halidir. Yanlış mı düşünüyorum?
>Tamamen doğru !
Karikatür zaten doğası gereği muhalif bir sanattır.Öyle olunca güzeldir.
Yaşamın daha güzel seyretmesine katkıda bulunur.
Çünkü güçler dengesinde genelde hep zayıftan yana olup, düzenin adilce işlemesi yönünde üstüne düşen görevi yerine getirir.
Genel itibariyle ''baskın güçlüler pek hoşlanmazlar bu sanat dalından.''
Çünkü ; Kendileri için oturdukları koltukta bir fındık tanesidir karikatür , rahat vermez onlara bir türlü.
- Eğitimini aldığınız iç mimarlık mesleğini seçerken çizimlerinizin etkisi oldu mu?
>Muhakkak oldu.
Zaten özel yetenek sınavı ile girdiğimiz için bu bölüme, çok katkısı oldu diyebilirim.
Fakat aldığım iç mimarlık eğitimimin de karikatür çizimime çok artıları oldu.
Renk-ışık , proporsiyon ve perspektif konularında özellikle.
-Sizi niteleyebilecek en iyi kelime nedir?
>Bir kelime beni çok zorlayacak.
İyi ve Kötü yönlerimle bir kaç kelimede kendimi tanımlamaya çalışırsam şunları söyleyebilirim ;
Alçak gönüllü, Duygusal, Sporcu, Avcı, Agresif, Kinci, Sivri dilli , Merhametli ve Dürüst ...
(Tabi bunları başkasından duymak daha gerçekçi olur :)
- Değerli zamanınızı ayırıp sorularımı yanıtladığınız için çok teşekkür ederim.
>Bu güzel sohbet için asıl ben teşekkürederim sevgili Zeugma.
-Rica ederim.Sorularıma içtenlikle verdiğiniz cevaplar için asıl ben teşekkürederim.
Sizin gibi değerli bir sanatçıyı konuk etmek benim için hem çok keyifli hem de onur vericiydi.
Röportajın orjinal metnini
http://anfaengerwriter.blogspot.com/2012/06/karikaturist-kursat-zaman-ile-roportaj.html
adresinden izleyebilirsiniz.
28 Haziran 2012 Perşembe
Zaman akıp gider ...
Bu karikatürümü diğer aşağıdaki versiyonu ile birlikte çizmiştim iki sene önce bir cenaze merasiminden sonra.
Çok değerli bir insan ,güzel bir şair,öfkeli ancak ince düşünceli ve kibar ,bilgi dolu emekli bir öğretmen olan ve çocukluğumdan beri tanıdığım ''Emin amca'' aramızdan ayrılınca çizmiştim...
Karikatürlerimi çok sever,günlük takip eder yerine göre eleştirilerde bulunurdu.
Fakat rahmetli öleceğini anlamıştı son haftalarda, kanserdi...
Son hafta sonu eksiksiz olarak tüm akrabalarını ve çok yakın bir iki aile dostunu evine çağırdı.Biz de orada hazırdık.
Ev çok kalabalıktı,düğün yeri gibiydi !
Her şeyi büyük bir özenle hazırlatmıştı sevgili eşine.
Herkes onunla fotoğraf çektirdi..tek tek..gruplar halinde...
Çok büyük bir ziyafet verdi o gün, ama aslında bu onun veda yemeği idi...
Nasıl yedik bir bize sorun !
Çok yakın arkadaşım olan oğlu ile birlikte üzerine bir kaç kürek toprak atıp döndük
bir hafta sonra...
Mekanı cennet olsun...
Çok değerli bir insan ,güzel bir şair,öfkeli ancak ince düşünceli ve kibar ,bilgi dolu emekli bir öğretmen olan ve çocukluğumdan beri tanıdığım ''Emin amca'' aramızdan ayrılınca çizmiştim...
Karikatürlerimi çok sever,günlük takip eder yerine göre eleştirilerde bulunurdu.
Fakat rahmetli öleceğini anlamıştı son haftalarda, kanserdi...
Son hafta sonu eksiksiz olarak tüm akrabalarını ve çok yakın bir iki aile dostunu evine çağırdı.Biz de orada hazırdık.
Ev çok kalabalıktı,düğün yeri gibiydi !
Her şeyi büyük bir özenle hazırlatmıştı sevgili eşine.
Herkes onunla fotoğraf çektirdi..tek tek..gruplar halinde...
Çok büyük bir ziyafet verdi o gün, ama aslında bu onun veda yemeği idi...
Nasıl yedik bir bize sorun !
Çok yakın arkadaşım olan oğlu ile birlikte üzerine bir kaç kürek toprak atıp döndük
bir hafta sonra...
Mekanı cennet olsun...
18 Haziran 2012 Pazartesi
Ölüm...
12 Haziran 2012 Salı
''Balık ve Balıkçılık'' üzerine ...
İzmir - Güzelbahçe Belediyesi'nin düzenlediği ''Balık ve Balıkçılık'' konulu yarışma için çizdiğim iki karikatür.
Birisi ; Denize olan saygı, diğeri de ''Balon Balığı'' tehdidi teması üzerineydi.
Özellikle Balon balığı Ege ve Akdeniz'de balıkçıların son yıllarda en büyük kabuslarından birisi olmuştur!
Ülkemizde bu balığın eti yenmez,tüm balıkları kaçırır,diğer türlere karşı oldukça saldırgan ve sayıca çok olan Kızıldeniz kökenli bir balıktır.
Ülkemize Süveyş kanalından giriş yapmış,vizesi dolmasına rağmen geri dönmemiştir!
Antalya'da oltayı denize her salladığınızda ucunda bir balon balığı çekersiniz.
Yakalandığı zaman panik yapıp balon gibi şişirirler kendisini.
Karikatürdeki gibi.
(Büyük görmek için balığın üzerine tıklayın)

Birisi ; Denize olan saygı, diğeri de ''Balon Balığı'' tehdidi teması üzerineydi.
Özellikle Balon balığı Ege ve Akdeniz'de balıkçıların son yıllarda en büyük kabuslarından birisi olmuştur!
Ülkemizde bu balığın eti yenmez,tüm balıkları kaçırır,diğer türlere karşı oldukça saldırgan ve sayıca çok olan Kızıldeniz kökenli bir balıktır.
Ülkemize Süveyş kanalından giriş yapmış,vizesi dolmasına rağmen geri dönmemiştir!
Antalya'da oltayı denize her salladığınızda ucunda bir balon balığı çekersiniz.
Yakalandığı zaman panik yapıp balon gibi şişirirler kendisini.
Karikatürdeki gibi.
(Büyük görmek için balığın üzerine tıklayın)

6 Haziran 2012 Çarşamba
Hepimizi Bekleyen ...
1 Haziran 2012 Cuma
Eski Eser - Müze ve İnsan ilişkileri ...
Burdur'da her yıl geleneksel olarak sürdürülen 27. Karikatür yarışması için çizdiğim karikatürlerden bir tanesi.
Konu ''Eski eser , Müze ve İnsan ilişkileri''
27 yıldan beri konusu hiç değişmeyen Burdur ilinin karikatür yarışması daha zihinlerimizi çok zorlayacağa benzer :)
Tarihi değerlerimizin kıymetini bilmeli,çocuklarımıza bunu aşılamalıyız ki ; Yurt dışı müzelere gittiğimizde Anadolu'dan koparılıp sergilenen eserleri oralarda görmek zorunda kalmayalım...
(Resmi büyük görmek için ineğin üzerine tıklayınız)
Konu ''Eski eser , Müze ve İnsan ilişkileri''
27 yıldan beri konusu hiç değişmeyen Burdur ilinin karikatür yarışması daha zihinlerimizi çok zorlayacağa benzer :)
Tarihi değerlerimizin kıymetini bilmeli,çocuklarımıza bunu aşılamalıyız ki ; Yurt dışı müzelere gittiğimizde Anadolu'dan koparılıp sergilenen eserleri oralarda görmek zorunda kalmayalım...
(Resmi büyük görmek için ineğin üzerine tıklayınız)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















