Yaklaşık bir aydır uğraştığım yeni ahşap zıpkınım TULPAR'ı tanıştırayım siz değerli zıpkıncı dostlara.
İyi bir avcı olacağını düşünüyorum.
Onu ilk olarak, hafif yontulmuş odun haliyle, bir ahşap satış dükkanının tozlu bir köşesinde buldum.Tropik bir okyanus ülkesinden geldiği için, üst üste duvara dayandırıldığı bizim diğer yerli Çam, Gürgen, Sedir gibi ağaçlarla aynı dili konuşamıyordu bile. Kararmış kalmıştı orada öyle! 1,5 m boyundaydı yaklaşık.
Onu planyada düzlettikten sonra, üç dört parçaya dilimletip, sonra parçaları ters yüz ederek gemici tutkalı ile birbirine presledim. Böylece olası bir dönme olayı ortadan kalkmış oldu.
Yapacağım zıpkının boyunu belirledikten sonra boyunu kestim ve tutkal artıklarını temizleyip tekrar temizleme makinesinden geçirdim. Daha sonra bu tüfeğe vereceğim şekli odunun üzerine tam simetrik biçimde çizdim ve şerit testere ile o çizgileri takip ederek kabaca şeklini ortaya çıkardım.
Ağaç henüz köşeli moddayken gerekli delikleri ve de 16 mm'lik lastik deliklerini açtım.
El kabzesini elimin şekline göre ayarlayıp belirledim ve onu ayrı bir parça olarak kestim. böylece törpü, ıskarpela ve zımpara ile işlemesi de bir nebze daha kolay oldu. Sonrasında bunu ana gövdeye yine gemici tutkalı ile birleştirdim. Kemik gibi sağlam oldu.
Sonrasında her akşam iş dönüşü ve de her hafta sonları elimde alet edevatla ,büyük bir zevkle biçimlendrmeye başladım. Kabze içine ve ana gövdenin ön tarafına sephiye ayarı için kurşun boşluklarını açtım.
Sonrasına gerekli birkaç krom aparatları, makarayı, tetik mekanizmasını yerine yerleştirdim ve onlara göre gövde uyumunu tamamladım.
En sonunda farklı markalardan getirttiğim gerekli donanımları da ekleyerek TULPAR'ı yağlamaya hazır hale getirdim. Neden verniklemiyorum? Çünkü hem kolay çiziliyor, çizilince tekrar verniklersem izler belli oluyor ve de mat da olsa bir şekilde su altında parlıyor. Ben Susam yağı ile emdikçe üç kat yağladım. Hem doğal nefes alan hali korundu, hem hafif mat hali güzel oldu. Üç dört dalışta bir fırça ile yine hafifçe yağlayınca yine ilk günkü gibi sıfırlanıyor. Çizikleri de hafif zımpara yapabiliyorsun yağdan önce. Bu avantaj.
Renk kombinasyonunda yine doğadan örnek alıp, son dalışımda vurduğum harika bir Papağan balığının renklerinden ilham aldım.
(TULPAR: Manas destanında geçen, suyun derinliklerinden çıkıp geldiği söylenen, rüzgardan daha hızlı oluşuyla bilinen efsanevi bir kanatlı atın adı.)
Umarım ki onunla birlikte indiğimiz her derinlikten sağ salim çıkalım.
Hepinize sağlıklı dalışlar diliyorum.
Video halleri : Kürşat Zaman / instagram adresimde mevcut.



















Hiç yorum yok:
Yorum Gönder